
Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanı belki de eski bir Osmanlı zanaati olan nakkaşlık hakkında ilk defa ayrıntılı bir öykü anlatan yapıttı. Orhan Pamuk'un temel sorunsallarından biri olan Doğu-Batı ayrımının nakış ve resim sanatlarının ayrımları kullanarak vurgulanması kitabın temel izleklerinden biri olmuştu.Derviş Zaim'in 2006 yapımı filmi Cenneti Beklerken çok benzeri bir konuyu ele alıyor. Nakış ustası Eflatun saraydan çağrılıp isyan çıkaran sahte şehzade Danyal'ın başı vurulmadan önce Frenk usulüyle (yani bildiğimiz portre uslubuyla) resmini yapması istenir. Böylece saray ölenin gerçekten Danyal olduğundan emin olacaktır. Karısını ve çocuğunu yeni kaybeden Eflatun istemeden de olsa bu yolculuğa çıkar.
Gideceği yere ulaştığında esir edilenin aslında Danyal'ın oğlu olduğunu öğrenir. Yolda yanına ve himayesine aldığı köle kızla beraber hayatta kalma savaşı veren Eflatun, yıllardır emek verdiği ve ustası olduğu nakış sanatının estetik ve perspektiften uzak, ama insanın rüyalarını ve izlenimlerini yansıtan minyatürleriyle, Batı resminin neredeyse foto-gerçekçi, rasyonel yaklaşımı arasına sıkışacak, sonunda bir senteze ulaşacaktır.
Bu basit ve pek sürpriz içermeyen öykü sinemaya oldukça etkileyici bir dille aktarılmış. Filmde geçişlerde minyatür tarzlı animasyonlar, hikayeyi değişik açılardan yansıtan aynalar ve daha bir çok sinema tekniği kullanılmış. Oyuncular genelde başarılı ve müzik inanılmaz güzel. Derviş Zaim'in son derece özgün ve etkileyici bir yönetmen olduğu son derece açık.

0 yorum:
Yorum Gönder